Ceza yargılamasının ana amacı maddi gerçeği ortaya çıkarmaktır. Fakat hukuk devleti ilkesi gereğince, maddi gerçeğe ulaşılırken kullanılan araçların da hukuka, anayasaya ve insan haklarına uygun olması zorunludur. Gerçeğe ulaşma gayesi, bireylerin haklarının ihlal edilmesini meşrulaştıramaz. Bu doğrultuda hukuk sistemimiz, kanuna aykırı yöntemlerle elde edilmiş delilleri yargılama mekanizmasının tamamen dışına itmiştir.
Anayasa’nın 38. maddesinin 6. fıkrasındaki “Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez” ifadesi emredici bir nitelik taşır. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 217/2’de de yüklenen suçun ancak hukuka uygun elde edilmiş delillerle ispatlanabileceği vurgulanmıştır. Dolayısıyla kolluk tarafından yapılan arama kararlarında hukuka aykırılık bulunuyorsa, elde edilen suç aleti, baskı altında alınan ifade veya izinsiz yapılan ortam dinlemesi mahkumiyet hükmüne esas alınamaz. Hak kaybı yaşamamanız adına ankara ceza avukatına danışmanız tavsiye edilir.
Uygulamada sıkça rastlanan hukuka aykırı delil durumları şunlardır:
Özellikle yüksek cezaların öngörüldüğü ağır ceza davası süreçleri içerisinde nitelikli bir savunma yapabilmek için dosyadaki delillerin toplanma süreçleri adeta bir mercek altına alınmalıdır. Hukuka aykırı yollardan elde edildiği saptanan bulgular hakkında mahkemeye yazılı itirazlar sunulmalı ve bu materyallerin dosyadan çıkarılması talep edilmelidir.
Mahkemenin hukuka aykırı bir delili karara esas alması durumu, üst yargı mercilerinde (İstinaf ve Yargıtay) kesin bir bozma sebebidir. Yargılama sürecindeki usul ihlallerini tespit etmek ve sanığın adil yargılanma hakkını güvence altına almak için alanında yetkin bir Ankara ceza avukatı vasıtasıyla süreci yürütmek en doğru yaklaşımdır.
Rekalm & İşbirliği: [email protected]